Son yıllarda Türkiye’de artan kira fiyatlarının nedenleri arasında, iç göç ve ekonomik dalgalanmanın yanı sıra, göçmenler ve yabancıların konut piyasasına olan etkisi de dikkat çekiyor. Özellikle büyükşehirlerde ve sınır illerinde yaşayan halk, yabancıların kiralık ev piyasasındaki payının, kira fiyatlarının yukarı yönlü hareketini hızlandırdığını savunuyor.
Göç İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre 2024 itibarıyla Türkiye’de yasal olarak bulunan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sayısı yaklaşık 3,2 milyon. Buna ek olarak, ikamet izniyle Türkiye’de bulunan Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika kökenli yüz binlerce yabancı da büyükşehirlerde yaşamayı tercih ediyor. Ayrıca son yıllarda Rusya, İran ve Körfez ülkelerinden gelen orta ve üst gelir grubuna ait kişiler de başta İstanbul, Antalya ve Mersin olmak üzere birçok şehirde konut kiralama yoluna gidiyor. Özellikle bu talep, belli bölgelerde fiyatları ciddi oranda etkiliyor. İstanbul’un Fatih, Esenyurt, Zeytinburnu; Ankara’nın Altındağ ve Mamak ilçeleri ile Gaziantep, Hatay, Kilis gibi sınır illerinde kiralık daire fiyatları, yerel halkın alım gücünü aşan seviyelere ulaştı. Yerli kiracılar, bazı ev sahiplerinin dairelerini özellikle yabancılara kiralamayı tercih ettiğini ve bu yüzden daha yüksek bedeller istendiğini belirtiyor.
Emlakçılar ise yabancı kiracıların dövizle gelir elde etmeleri nedeniyle daha yüksek kiraları kabul ettiklerini, bunun da piyasada fiyat dengesini bozduğunu söylüyor. Antalya’da faaliyet gösteren emlak danışmanı İsmail Güney, “Rusya ve Ukrayna’dan gelenler özellikle kira konusunda pazarlık yapmıyor. Ev sahipleri de bunu fırsata çeviriyor. Yerli kiracılar ise bu piyasada yer bulmakta zorlanıyor” ifadelerini kullanıyor. Bu durum sosyal gerilimleri de beraberinde getiriyor. Bazı şehirlerde ev arayan Türk vatandaşları, “yabancılara kiraya veriliyor” gerekçesiyle birçok evden red aldıklarını belirtiyor. Sosyal medyada artan şikayetler ve protesto girişimleri, bu konunun sadece ekonomik değil, toplumsal bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor. Diğer yandan, göçmen hakları savunucuları ve bazı sivil toplum kuruluşları, bu söylemlerin yabancı düşmanlığına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguluyor. Asıl sorunun, devletin konut politikalarında arz ve denetim yetersizliği olduğunu savunarak, herkesin barınma hakkının korunması gerektiğini ifade ediyor.
Konu, siyasi gündemde de yer bulmaya başladı. Bazı belediyeler, belirli bölgelerde yabancılara toplu şekilde ev kiralanmasını sınırlamak için merkezi yönetimden yasal düzenleme talep ediyor. Ancak bu yönde atılmış somut bir adım henüz bulunmuyor. Sonuç olarak, göçmen ve yabancı nüfusun kiralık konut piyasasındaki etkisi giderek belirginleşiyor. Kira artışlarının yalnızca bu gruplara bağlanması kolaycı bir yaklaşım olabilir, ancak arz-talep dengesinin yeniden sağlanması için daha kapsayıcı ve adil konut politikalarına ihtiyaç olduğu kesin.